DOLAR 18,8334 0.04%
EURO 20,2529 0.25%
ALTIN 1.159,750,51
BITCOIN 4370211,31%
Gaziantep

AÇIK

13:23

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

MİLLİ BİRLİĞİ KİM BOZUYOR?

MİLLİ BİRLİĞİ KİM BOZUYOR?

ABONE OL
Ocak 16, 2023 14:05
MİLLİ BİRLİĞİ KİM BOZUYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıldırım Koç

Ülkemiz yabancı güçlerin saldırısı altında. Geçmişte bu saldırıların en önemlisi, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Kurtuluş Savaşımız ile defedilmişti. Ancak saldırı günümüzde çeşitli biçimlerde sürüyor. Bu saldırılara karşı bağımsız ve demokratik bir Türkiye’nin varlığının korunabilmesi ancak milli birlik ve bütünlükle mümkün. Mustafa Kemal Paşa, emperyalist güçlere karşı bu birliği sağlamış, Cumhuriyet döneminde de bu birliği bir milli birlik haline dönüştürme mücadelesinde büyük başarılar elde etmişti. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti” denmişti. Milli birliğimizi korumanın ve güçlendirmenin önşartı, insanlarımızın kader birliğidir. Kader birliği ise zorlukların paylaşılarak aşılmasını gerektirir. Eğer toplumun bir kesimi büyük maddi sıkıntılar yaşıyor, diğer kesimi aşırı bir lüks ve israf içinde yüzüyorsa, milli birlik büyük zarar görür. Hele vatan savunmasında görev alanlar ağırlıklı olarak büyük sıkıntılar içinde yaşayanlarsa, vatan savunması da zorlaşır. Türkiye’de geçmişte de zenginler vardı. Osmanlı döneminde bazı devlet görevlilerinin öldükten sonra ortaya çıkan ve kayda geçen mal varlıkları dudak uçuklatacak kadar çoktu. Cumhuriyet döneminde de onlarca köye sahip olan toprak ağaları da, İkinci Dünya Savaşı sırasında karaborsadan büyük paralar vurup servetini har vurup harman savuran da, kolayca kazandığı paraları pavyonlarda yiyen müteahhitler de bilinir. Ancak o yılların sosyal medyası, yaşanan israfı ve lüksü bu kadar ortaya dökmezdi. Ayrıca ağalar aynı zamanda ağalıklarını da yapardı. Toplumsal sınıflar arasındaki yaşam tarzı bu kadar belirgin değildi. Günümüzde “orta sınıf ortadan kalktı” ifadesi çok yaygınlaştı. Bu tespit, toplumun çok büyük kesiminin hızlı bir biçimde yoksullaştığını, küçük bir kesimin gelir ve varlığının da arttığını ifade ediyor. Diğer bir deyişle, ülkemizde servet ve gelir dağılımı giderek daha da hızlanan bir biçimde adaletsizleşiyor. Bir tarafta bir kabana hiç düşünmeden 25 bin lira veya parçalanmış gözüken bir kazağa 21 bin lira verebilenler; diğer tarafta çöpten ekmek toplayanlar ve belediyelerin ucuz ekmek kuyruklarında yüzlerce metre sıra oluşturanlar var. Bu kutuplaşma milli birliğimiz açısından çok önemli bir tehdit oluşturuyor. İngiltere’de 19. yüzyılın ilk yarısında büyük toplumsal çatışmalar yaşandı, çünkü toplum zenginler ve yoksullar olarak ikiye bölünmüştü. İngiltere’nin ünlü başbakanlarından Benjamin Disraeli (1868 yılında ve 1874-1880 döneminde başbakandı) 1845 yılında yayımlanan Sybil veya İki Ulus isimli romanında, zenginleri ve yoksulları kastederek, İngiltere’de “aralarında hiçbir ilişki ve sempati bulunmayan; sanki değişik bölgelerde yaşayan veya farklı gezegenlerin yaşayanları imişler gibi bir diğerinin alışkanlıkları, düşünceleri ve duyguları konusunda cahil olan” “iki ulus” bulunduğundan söz ediyordu. (Semmel, B., Imperialism and Social Reform, English Social-Imperial Thought, 1895-1914, George Allen and Unwin Ltd., London, 1960, s.19-20) Friedrich Engels de 1844 yılında yayımlanan İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu kitabında bu ülkede burjuvazi ile proletaryanın ayrı birer ırk, ayrı birer ulus olduğunu belirtiyordu: “Bütün bunlar dikkate alındığında, bir süreç içinde işçi sınıfının İngiliz burjuvazisinden tümüyle ayrı bir ırk olmuş olması şaşırtıcı değildir. Burjuvazinin, yeryüzündeki her bir ulusla, ortasında yaşadığı işçilerden daha fazla ortak noktası vardır. İşçiler, burjuvazininkilerden farklı lehçeler konuşmakta, farklı düşünce ve ideallere, başka geleneklere ve ahlaki ilkelere, farklı bir dine ve diğer politikalara sahiptirler. Buna göre, (işçiler ve burjuvazi, Y.K.) ancak ırk farklılığının onları farklı kılabileceği kadar radikal bir biçimde birbirine benzemeyen iki ulustur.” ( Engels, F., The Condition of the Working-Class in England, Penguin Classics, London, 1987, s.150) Türkiye’de bugün yaşamakta olduğumuz bu ekonomik ve toplumsal kutuplaşma devam ederse, “bir devlet iki millet” olma tehlikesi artar. Böyle bir durum da ancak Türkiye’nin düşmanlarının işine yarar.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.