DOLAR 16,3331 -0.23%
EURO 17,5740 0.4%
ALTIN 970,08-0,46
BITCOIN 4850870,75%
Gaziantep
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

”Öğretmenlik Meslek Kanunu” öğretmenin hayrına mı?

”Öğretmenlik Meslek Kanunu” öğretmenin hayrına mı?

ABONE OL
Ocak 19, 2022 11:05
”Öğretmenlik Meslek Kanunu” öğretmenin hayrına mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet AKKAYA

“Öğretmenlerin de meslek kanunu olacak” propagandasının baskısı altında yürütülen, tartışılmasına olanak verilmeyen, öğretmenlerin ve öğretmen örgütlerinin haberi bile olmadan TBMM’ye gönderilen girişim, gerçekte öğretmen örgütlerinin hayrına mıdır?

11 Ocak 2022 tarihli “Öğretmen örgütlerinin isyanı” başlıklı yazımda, beş büyük öğretmen örgütünün görüşlerini aktarmıştım. Şöyle demişlerdi;

EĞİTİM-BİR-SEN: Yükseköğretim Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi muadil kanunların çok gerisinde. Teklif sözleşmeli öğretmenliği kaldırmıyor. Anayasal hakları ihlal ediyor. Öğretmenleri kamuoyu nezdinde yıpratacak. Öğretmenin tepkisini çekecek.

TÜRK EĞİTİM-SEN: Tasarı sendikalarla, paydaşlarla, kamuoyuyla neden paylaşılmadı? Yüz binlerce üyesi olan sendikaları devre dışı bırakacak, onların taleplerini ve beklentilerini dikkate almayacak bir yöntemle kanunun hazırlık sürecinin yürütülmesi önemli bir eksikliktir. Şunu da herkes bilsin ki, mevcut haklarımızı geriye götürecek her türlü girişime karşıyız.

EĞİTİM-SEN: Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı bildiğini okuyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi önemli bir düzenleme kapalı kapılar ardında, kanunun muhatabı olan öğretmenlerin ve sendikaların iradesi dışında, onların görüşleri, önerileri, hakları ve talepleri dikkate almadan hazırlanmıştır. Öğretmenliği kariyer mesleğine dönüştürecek girişimi onaylamak mümkün değildir.

EĞİTİM-İŞ: AKP iktidarı hiçbir düzenlemesi öğretmenlik mesleğine ve eğitime yararı olmamış, aksine onarılmaz zararlara yol açmıştır. Öğretmenliğin basamaklandırılması yanlış olacaktır. İktidarın amacı, öğretmenlik mesleğinin itibarını artırmak değil, eğitimi kendi ideolojik çizgisine çekerek piyasacı bir anlayışla yönetmektir. Planlanan düzenleme, çalışma hayatımıza ilişkin güvencelerimize dokunulmasını amaçlıyor.

ANADOLU EĞİTİM-SEN: Öğretmenlik Meslek Kanunu için hiçbir paydaşın, öğretmenin görüşü alınmadı. Kanunu teklifi olan öğretmenlerin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.

MEMUR-SEN; Eğitim-Bir-Sen ve bağlı olduğu Memur-Sen konfederasyonu, iktidara yakın olması ile bilinirler. Ama onlara bile danışılmamış. İçerikten haberleri olunca bir rapor hazırlayıp peşlerinden koşturmuşlar, zamanında yetiştirip okutur ve bazılarını belki değiştiririz niyetiyle. Konfederasyonun Başkanı Ali Yalçın, görüşmede bizzat bulunmuş.

Açıklamada şöyle diyor Ali Yalçın; “Teklif, …öğretmenlik mesleğini sadece belli boyutlarıyla ele almakta, öğretmenlerin beklentilerini topyekûn karşılamaktan uzak kalmakta; bir milyonu aşkın öğretmenin hak, yetki, görev ve sorumlulukları noktasında bir meslek kanununda olması gerekenleri içermemektedir. Bu hâliyle ‘Meslek Kanunu’ adı altında yasalaşması amaca hizmet etmeyeceği gibi, beklentinin tepkiye dönüşmesine neden olacaktır”.

KANUN TEKLİFİNDEKİ GERÇEKLER

Hazırlanma biçimi ile herkesin tepkisini çeken yasa teklifini, Milli Eğitim Bakanlığı’nı 31 Aralık 2021 tarihinde kendi internet sitesinde yayınladığı içerikten görünce, sorunun sadece yöntem olmadığı çıktı ortaya. İçeriği az çok öğrenen sendikaların isyanları haklıymış doğrusu. Bakanlığın yayınladığı metnin özeti şöyle;

-Öğretmenlik mesleği, “aday öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” kariyer basamaklarına ayrılıyor.

-Uzman öğretmen veya başöğretmene ayrı ayrı olmak üzere bir derece veriliyor.

-Uzman öğretmene ve başöğretmene ayrı ayrı sağlanan tazminat artışları ile diğer gruplarla aralarında uçurumlar yaratılıyor.

-Öğretmenlik, …özel bir ihtisas mesleği olarak tanımlanıyor.

-Hazırlıkta, genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik eğitimleri veriliyor.

ADAY ÖĞRETMENLİK

-Aday öğretmen olmak için, önce bir öğretmen okulundan mezun olmak, KPSS sınavında başarılı olmak, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında temiz çıkmak ve Millî Eğitim Bakanlığı ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi sınavlarında başarılı olmak gerekiyor.

-Adaylık öğretmenlik süresi en az 1 en çok 2 yıl.

-Bütün bu aşamaları geçtikten sonra, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na sokuluyor.

-Ardından “Adaylık Değerlendirme Komisyonu” elemesi var. Aday öğretmen olarak atanmak için komisyonun beğenmesi gerekiyor.

-Elemeden geçemeyenin öğretmenlik hayatı bitiyor. En az 3 yıl öğretmenliğe tekrar başvuramıyor.

UZMAN ÖĞRETMENLİK

-Uzman öğretmen olabilmek için, aday öğretmenlikle birlikte en az 10 yıldır öğretmen olmak, en az 180 saat Uzman Öğretmenlik Eğitimine katılmış olmak ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almamış olmak gerekiyor.

-Bu şartlara sahip olan, uzman öğretmenlik sınavına giriyor ve en az 70 puan alması lazım.

BAŞÖĞRETMENLİK

-Başöğretmenlik için, en az 10 yıl uzman öğretmenlik yapıyor olmak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almamış olmak ve en az 240 saat Başöğretmenlik Eğitim Programı’na katılmış olmak gerekiyor.

-Bu şartlara sahip olanlar Başöğretmenlik sınavına giriyor en az 70 puan almaları gerek.

SINAVLARDAN MUAF TUTULANLAR

Yüksek lisans eğitimini tamamlayanlar uzman öğretmen unvanı için;

Doktora eğitimini tamamlayanlar ise, başöğretmen unvanı için yazılı sınavdan muaf tutulacak.

PARASAL UÇURUMLAR

Kademeleri, kariyerleri sırat köprüsünden geçer gibi geçen öğretmen, artık arkadaşını, birlikte çalıştığı meslektaşını düşünemez hale getirilmiş oluyor. Sonrasında da, ardına bakmaması, sadece kendini düşünmesi, kör bir bencil haline gelmesi için para ve etiket teşvikleri başlıyor.

Uzman öğretmen veya başöğretmene, her unvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece veriliyor.

Uzman öğretmene ödenen eğitim öğretim tazminatı, üç kat artırılarak yüzde 20’den yüzde 60’a çıkarılıyor.

Meslektaşının iki katı tutarında eğitim tazminatı alan Başöğretmene ödenen eğitim öğretim tazminatı ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye çıkarılıyor.

Böylece öğretmenler arasındaki ücret uçurumları daha d abüyütülüyor.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK

Kadrolu ile aradaki farkı kaldırıyoruz diye propaganda edilen Kanun teklifi, Bakanlığın verdiği bilgiye göre, sadece ve sadece “can güvenliği ve sağlık mazeretine bağlı olarak yer değiştirmesine imkân sağlıyor.”

YOKLAR KANUNU

Milli Eğitim Bakanlığının açıklaması ile anlaşılıyor ki, kanun teklifi sadece bu konuları içermektedir.

Bu haliyle kanun teklifi, “yandaş” diye suçlanan sendikaların eleştirisinden bile daha beterdir. Bir meslek kanununda olması gerekenleri içermediği gibi, öğretmenin elinde avucunda ne varsa alan, eğitimin milli niteliğini bir de öğretmen için düşündükleri ile daha da çukura atan bir teklif gibi görünüyor.

Önce bir meslek kanununda bulunması gerektiği halde yasa teklifinde olmayanları sıralayalım;

-Kanun teklifi Meclise verilinceye kadar öğretmen örgütlerinin içerikten haberleri bile yoktur.

– ILO ve UNESCO’nun 5 Ekim 1966’da kabul ettiği, Türkiye’nin de imzaladığı “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na uygun bir Meslek Yasasından söz edilemiyor. Kaldı ki Türkiye devletinin imzaladığı bu karara rağmen böyle bir teklif verilmesi ise, sendikaların için “ne kadar isyan etseler haklılar” dedirtecek durumdur.

-Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik kaldırılmıyor.

-Mülakat uygulaması kaldırılmıyor.

-Özel okulların kamulaştırılması gibi bir husus yok, özel okul öğretmenlerinin sorunlarına çözüm de yok.

-Öğretmenlerin ders yüklerini ve okul dışı etkinliklerini dikkate alan günlük ve haftalık çalışma süreleri belirsiz.

-Öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren hâl ve şartlar bilinmezliğe bırakılmış.

-Sendikal haklar ve hakların güvencesi yok.

-Görev başındaki eğitimciye karşı işlenen suçlar ve bunlara karşı yaptırımlar yok.

-Öğretmenlik mesleğinde asgari ücretin altında ücret olamayacağına dair bir cümle de yok.

-Aday öğretmenler için AKS (Adaylık Kaldırma Sınavı) kaldırılmış, ancak yerine getirilen Adaylık Değerlendirme Komisyonu, var olanı daha da götürmektedir.

Özetle bütün öğretmen örgütleri, kanun teklifini hem hazırlanma biçimi, hem de içeriği bakımından kabul edilemez bulmaktalar.

TORBADA NELER VAR?

Kimseye danışmadan hazırlanan yasa teklifinde, olmayanlardan daha vahim ve tehlikeli olan, içerikte bulunanlardır.

Kanun teklifi, “sözleşmeli”, “ücretli”, “kadrolu” diye parçalanan öğretmeni, ayrıca etiketlere, kariyerlere de parçalamaktadır.

Okuldan mezun olmanın mesleği yapmak için yeterli olduğu, toplum nezdinde saygınlığı olan, eşitler arası bu milli dava neferleri, sisteme sokuşturulan aday öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen ayrımları ile itibarlarının tahribatını yaşayacaklar, toplumun ve öğrencinin gözünde piyasa ekonomisinin çarkındaki sıradan figürana dönüştürecekler.

Okuldan mezun olurken girdiği sınavlarda başarı diploması ile yeterlilik belgesini alan öğretmeni, mesleği boyunca bitmeyen yeni sınavlara ve sınav değerlendirme heyetlerine zorlamak, özgüvenlerini parçalayacak, yarış atının yaşadığından berbat duruma sürükleyecektir.

Düşünelim,  diplomasını almış öğretmeni, önce KPSS, sonra mülakat, sonra aday öğretmen sınavına, sonra “aday öğretmen yetiştirme programı”  zorlamak… Bütün bunları geçerse eğer, “Adaylık Değerlendirme Komisyonu’nun” elemesine tabi tutmak.

Üstelik bütün bunlar, sadece mesleğe başlayabilmek için. Ya bunları geçemezse?

Onca sene okumuş olmak, diploma sahibi olmak, sonrasında da bir sürü absürt sınavları da geçmek, hiçbir anlama gelmiyormuş meğer. Adaylık Değerlendirme Komisyonu, bir kalemde senin bunca çabanı çöpe atabiliyor, bunca sene okumanı ve diplomalarını yok sayabiliyor. Dahası, bütün bunlar, öğretmenlik için değil, sadece aday öğretmen olabilmek için.

Daha bitmedi, “aday öğretmenliği geçtim” diye sevinme. Bütün ömrün yarış atı gibi koşmakla geçecek. Kariyer için, üç kuruş daha fazla ücret almak için hem de.

Uzman öğretmen veya başöğretmene, her unvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece veriliyor.

Uzman öğretmene ödenen eğitim öğretim tazminatı, üç kat artırılarak yüzde 20’den yüzde 60’a çıkarılıyor.

Meslektaşının iki katı tutarında eğitim tazminatı alan Başöğretmene ödenen eğitim öğretim tazminatı ise, yüzde 40’tan yüzde 120’ye çıkarılıyor.

Eğer “uzman öğretmen” olmak, ücretini üç kuruş daha artırmak istiyorsan, 10 yıl beklemen gerekecek.

Sonra yeniden sınav… Geçersen uzman, geçemezsen aday öğretmenliğe devam…

Gelin bu öğretmenin yerine kendinizi koyun. Ruh haliniz ne olurdu acep?

Eğer “maaşım yine yetmiyor başöğretmen olmalıyım” diyorsan, uzman öğretmenlikte de 10 yıl bekleyeceksin bir kere. 10 yılın sonunda yine sınav… Geçersen başöğretmensin.

Artık geride kalan işkenceli dönemlerini unutabilir, hatta aşağıdaki öğretmenlere tepeden bakabilirsin. Şaşırmayın, olacak olan budur. Küçük dağları ben yarattım diyecektir artık bizim başöğretmen…

AK Parti iktidarının öğretmenlerimize düşündüğü dünya, işte böyle bir şey.

Özetle,

Ücretli, sözleşmeli, kadrolu öğretmen arasındaki ücret ve unvan uçurumlarına, çok daha büyük yeni uçurumlar ekleniyor. Öğretmen yarış atına döndürülmektedir. Bütün ömrü sınavlarda ve komisyonlarda geçecektir.

Hep birlikte ülkenin ve gelecek nesillerin başarısına çalışan yekpare kitle, ücret ve kariyer uçurumlarında lime lime ediliyor.

Böyle bir ortamda artık eğitim “milli” olabilir mi sizce?

Milli eğitim idealinin onurlu öğretmeni, kariyer savaşının, azıcık daha ücret artırabilme çırpınışının, piyasacı sistemin sünepesine dönüşecek,

Öğretmen dayanışması büyük yara alacak, iliğine kadar parçalanacak öğretmen kitlesi.

Sendika üyesi olmaktan çekinecek, sendika üyesi olanlar, sendika yöneticilerinin çağrılarına yanıt vermekte istekli olmayacak.

Bu haliyle yasa teklifi, Yükseköğretim Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi eşdeğer kanunların çok ama çok gerisinde.

Bu haliyle yasa teklifi, sadece öğretmen için değil, eğitim sistemi için, öğretmenlik mesleği için ve sendikal örgütlenme için ciddi sorunlar doğuracaktır. Mevcut sorunları çözmek yerine yeni ve daha belalı sorunlar içermektedir.

Bu haliyle yasa teklifi, öğretmen kitlesinin anayasadan ve yasalardan kaynaklanan haklarını kullanabilmesinin önüne engeller üretecektir.

Garip olan, bütün öğretmen örgütlerinin dikkat çektiği ve naçizane benim de gördüğüm bu gerçekleri AK Parti yöneticilerinin, hele de Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarının görmemiş olmasıdır. Eğer onlar da gördüyse bunları, o halde dertleri nedir?

Umarım iktidar sendikaların sesine kulak verir de bu girişim geri çekilir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.