DOLAR 13,67586.33%
EURO 15,50406.79%
ALTIN 783,586,63
BITCOIN 7850255,34%
Gaziantep
11°

HAFİF YAĞMUR

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Türk devriminin hocasını, Prof. Dr. Nejat Kaymaz’ı yitirdik

Türk devriminin hocasını, Prof. Dr. Nejat Kaymaz’ı yitirdik

ABONE OL
Mayıs 18, 2021 09:11
Türk devriminin hocasını, Prof. Dr. Nejat Kaymaz’ı yitirdik
1

BEĞENDİM

ABONE OL

MEHMET AKKAYA

Nejat hoca, Türk devriminin büyük öğretmenlerindendi. 

Önemli eserler yayınladı, ortak büyük eserlere omuz verdi.

Tuzu kuru bir aydınımsı değildi. Örgütçüydü, Atatürk devrimi savaşçısıydı.

Geniş gönüllüydü. Herkesi sayan, seven olgunluğu, alçakgönüllü yaşamı ile de öğretmendi.

Ankara’da toplantılarda birkaç kez karşılaşmış, Profesörlüğünü,” abi” diyeceğim yaş farkını hissettirmemişti hiçbirinde. Arkadaştı, dosttu Nejat ağabey.

Büyüklüğünü saklayan, tanıdıkça büyüyendi.

Dingince bakmanız lazımdır, ayıptır diye sakladığı zenginliklerini görmeniz için

Geçtiğimiz günlerde, 9 Mayıs’ta, sessizce gitti.

AKADEMİK YAŞAMI

Nejat Kaymaz, 1931’de Yozgat’ta doğmuş. Yozgat’taki İlk ve orta öğrenimden sonra, 1949’da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine başlıyor.

1953’de bu fakültenin Tarih Bölümü’nden Genel Türk Tarihi (uzmanlık), Yeniçağ Tarihi, Yakınçağ Tarihi ve Farsça sertifikalarla mezun oluyor.

1954’de Genel Türk Tarihi Kürsüsü’ne asistan olarak başlıyor.

1958’de “Anadolu Selçuklu Sultanlarından II. Gıyasü’d-din Keyhüsrev ve Devri” adlı tezle “Doktor” unvanı alıyor.

1967’de Pervane Muinü’d-din Süleyman adlı tez ile Doçent oluyor.

1974’te Genel Türk Tarihi Kürsüsü’nden ayrılıp, aynı fakültede Prof. Dr. Afet İnan’ın kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi Tarihi Kürsüsü’ne geçiyor.

1977’de ise bu kürsünün başkanı ve DTCF’ye bağlı Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü Müdürü oluyor.

1978’de UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyeliğine seçiliyor. 

1983’te Profesör oluyor.

1962-1963 yılları arasında İngiltere/Londra’da (British Museum), 1973-1974’te Fransa/Paris’te (Bibliotheque National) yurtdışı çalışmaları yapıyor.

1998’de DTCF Tarih Bölümünün “T.C. Tarihi Anabilim Dalı Başkanı” iken emekliye ayrılıyor.

TOPLUMSAL MÜCADELESİ

Nejat Kaymaz, sadece akademisyen, öğretmen değildir. 

Ülkesinin, halkının, milletinin mutluluğu için üzerine düşeni yapmaktan sakınmayan bir mücadele adamıdır.

Nejat Hoca’yı kah akademik çalışmaları ile, kah gazete ve dergilerdeki köşe yazıları, makaleleri ile görürüz.

Nejat Hoca’yı, sadece okul müfredatlarında değil, devrim niteliğindeki araştırmalarda görürüz.

Olmadı fikir arkadaşlarıyla örgütsel çabalarda, toplumsal mücadelelerde, kitle hareketlerinde, mitinglerde, yürüyüşlerde görürüz.

O, abartısız duruşu, söz düşmedikçe kendini göstermeye çalışmayan, sakin adımlı, dost gözlü bir devrimciydi.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ KURUCULUĞU

Atatürkçüdür Nejat Hoca. 

19 Mayıs 1989’da, Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU, Prof. Dr. Cahit TALAS, Prof. Dr. Nusret FİŞEK, M. Rauf INAN, Celil GÜRKAN, Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK, Sami N. ÖZERDİM, Bedri KORAMAN, Prof. Dr. Muammer AKSOY, Gürbüz D. TÜFEKÇİ, Prof. Dr. Özer OZANKAYA, M. Suphi GÜRSOYTRAK, Sacit SOMEL, Prof. Dr. S. Çetin ÖZOğLU, Prof. Dr. Bahri SAVCI, Prof. Dr. Münci KAPANÎ’nin de içinde olduğu 52 kişi ile birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucusu oldu.

Kurucu arkadaşları ile ADD’nin kuruluş gerekçesini, “KURULUŞ NEDENİ” başlığı ile şöyle ilan etmişlerdi;

 “Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.

Oysa Atatürk;

Sadece “bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker “değildir.

O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;

Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ;

Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;

Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;

İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;

Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;

Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;

Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;

Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;

Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;

“Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;

Dış politikada “Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını” vazgeçilmez ilke yapan;

Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.

Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.

” Kurucular Kurulu – 19 Mayıs 1989 “

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BAŞKANLIĞI

Nejat Kaymaz Hoca, Derneğin Kurucu Genel Başkan Prof Dr. Muammer Aksoy ve Celil Gürkan’ın ardından, 1990-1991 yıllarında 9 ay derneğin Genel başkanlığını da yürüttü.

Zor yıllar. 24 Ocak programının doludizgin uygulandığı, özelleştirme saldırısının hız kazandığı yıllar. 

“Devleti her yerden çekeceğiz” diyorlar. Cumhuriyet devletinin yıkım planı… 

Tansu Çiller’in “dünyanın son sosyalist devletini yıktık, torunlarınıza gururla anlatın” diye Murat Karayalçın ile kadeh kaldırmasından az önceki yıllar.

Emperyalist şeflerin biri gidiyor, diğeri geliyor. 

Hükümetlerin IMF’’ye Dünya Bankasına, OECD’ye peş peşe raporları. 

Derneğin kuruluşu da, Nejat Hoca’nın başkanlığı da işte o yıllar. 

Yurdun dört bir yanında derneğin şubelerinin kurulduğu, milletin akın akın derneğe katıldığı yıllar.

NEJAT HOCA İLE BÜYÜK ESER

Atatürk’ün basılı eserlerinin tamamına ulaşabilmek bile neredeyse olanaksızdı. Her biri bir yerde basılmış, bazılarının tekrar basımı durdurulmuş. Dahası, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen çok sayıda eser vardı. Arşivlere dalmak lazımdı. 

Sayın Doğu Perinçek büyük bir iş yaptı o yıllarda. Dev bir heyeti buluşturdu. Akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler, yabancı dil uzmanları… Atatürk’e dair ne var, ne yoksa, yabancı, yerli arşivleri bile tarayarak gün yüzüne çıkaracak, bir araya getirecekti heyet. Devletin yapmadığı yapılacaktı.

Prof Dr Nejat kaymaz da bu heyetteydi.

Kolları sıvadılar, uzun, meşakkatli çalışmalarla 30 ciltlik dev eseri yarattılar.

Nejat hoca, işte bu çalışmanın sessiz kahramanlarındandır.

Özgeçmişini okuyacağınız yerlerde bu eseri göremezsiniz. Ortak çalışmadır diye mi, başka sebeple mi bilemedim. Ama kanımca, heyetteki herkes için baş eserdir bu.

BASILI DİĞER ESERLERİ

-ANADOLU SELÇUKLU SULTANLARINDAN II. GIYASÜ’D-DİN KEYHÜSREV VE DEVRİ / T.T.K. Basımevi, Ankara 2009. (Doktora Tezi) Gözden geçirilmiş ikinci baskı, 2014.

-PERVANE MUİNÜ’D-DİN SÜLEYMAN / Ankara Üniversitesi Basımevi, 1970. (Doçentlik Tezi)

-PERVANE SÜLEYMAN; 13. YÜZYILIN İŞBİRLİKÇİ EMİRİ MUİNÜDDÜN SÜLEYMAN / Kaynak Yayınları, İstanbul 1999.

-KURULUŞTAN LALE DEVRİ’NE OSMANLI İMPARATORLUĞU (ÇIPLAK GÖZÜN GÖRDÜKLERİ), Kaynak Yayınları, İstanbul 2002.-ANADOLU SELÇUKLULARININ İNHİTATINDA İDARİ MEKANİZMASININ ROLÜ / T.T.K. Basımevi, Ankara 2011

SESSİZ GİDİŞ

9 Mayıs günü gazetedeki ilandan gördük Nejat Hoca’nın gidişini.

Ölümü de yaşamı gibi alçakgönüllü idi. 

Ölümünün ilanını yayınlayan o çok satan gazete bile haber yapmamıştı Hocayı.

Varsın öyle olsun.

Nejat Hocayı bilen biliyor.

Tarih biliyor, ATABE biliyor, ADD’nin kurucuları biliyor.

Cumhuriyet devrimi biliyor.

Bugün de Atatürk devrimi biliyor, 

Atatürk devrimini tamamlama mücadelesi biliyor, Milli Demokratik Devrim Hareketi biliyor.

Yaşıyorsun hocam!

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.