DOLAR 16,3943 0.25%
EURO 17,5784 -0.01%
ALTIN 979,170,70
BITCOIN 475823-0,57%
Gaziantep
26°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Türkiye silah deposu mu oldu?

Türkiye silah deposu mu oldu?

ABONE OL
Nisan 2, 2022 12:58
Türkiye silah deposu mu oldu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet Akkaya

Düğün, sünnet, maç bahanesiyle estirilen terör, sokakta, balkonda serseri kurşunla can vermek, pastane taramaları, karısını, kızını, arkadaşını, iş ortağını kurşunlamalar, artan silahlı soygunlar, silahlanan kimi tarikatlar, 500 kişilik, 1.000 kişilik silahlı mafya orduları…

Sahi, giderek olağanlaşıyor mu bunlar?

Bütün suçlar içinde silahlı saldırı suçları yüzde 10’lara tırmanmış.

Yılda ortalama 3 bin silahlı saldırı, silahlı saldırılarda ortalama 2 bin can kaybı…

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2020 yılı raporu, son 10 yılda ateşli silahla işlenen suç sayısı 25 bin 547, ruhsatsız ateşli silahla işlenen suç sayısı ise 159 bin 123 diyor.Sosyal medyada silahlarla, kurşunlarla poz verenlerin haddi hesabı yok artık.

Öyle tabanca vs. de değil. Makineli tüfek ile poz veriyor vatandaş.

Televizyonların ana haberlerinde artık, her gün en az 30 dakika, bireysel şiddet haberlerini izliyoruz.Ama bireysel silahlanma sürüyor, ama sorumluluk kademesindekilerde hareket yok!

Garip!

SİLAHLI BÜROKRASİ

Silah sahibi olmak da, silah taşımak da, çerezlik olmuş artık.1991 yılında çıkarılan “Ateşli Silahlar Yönetmeliği”, tam 19 kez değiştirilmiş, her defasında, toplumun bir kesiminin daha silahlanmasına izin verilmiş.

Son değişiklik müteahhitler için…450 bin müteahhit var Türkiye’de. Düşünün gerisini…Devlette silahlanmasına olanak tanınmayan, silah taşıma veya bulundurma ruhsatı verilmeyen kesim neredeyse kalmamış. Devletin ve bürokrasinin orasında burasında görev yapanların neredeyse tamamı…Cumhurbaşkanlığı organizasyonunda görev alanların neredeyse tamamı… Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı Üyeleri ve Bakan Yardımcıları…Cumhurbaşkanı Yardımcılarının ve bakanlıkların özel kalem müdürleri… Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı, danışman, idari işler başkan yardımcısı, genel müdür, daire başkanı ve idari işler başkanı, özel kalem müdürü…

Devlet Denetleme Kurulu Başkanı ve üyeleri, Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşlarının en üst yöneticileri, Cumhurbaşkanlığı ofis başkanları…TBMM’nin hala görevde olan ya da görevi bitmiş bütün yöneticileri…

Bugün ya da geçmişte milletvekilliği yapmış olanlar…Valiler, kaymakamlar…Belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri…Büyükşehir belediyesi genel sekreteri, il özel idaresi genel sekreteri ve bu görevde bulunmuş olanlar…Valilik ile bakanlık merkez ve taşra teşkilatında görev yapan mülki idare amirliği hizmetleri sınıfına dahil diğer görevliler…Asli görevleri ve kadroları teftiş ve denetim olan kamu görevlileri ile Sayıştay başraportör, raportör, başsavcı, savcı, denetçi ve denetçi yardımcıları… Yargı ile uğraşanların neredeyse hepsi, hakim, savcı, avukat, icra memuru…Para ile uğraşanların neredeyse hepsi, banka yöneticileri, kuyumcular, para taşıyıcıları, tahsildarlar…

Kamu iktisadi teşebbüsleri ile devlete ait anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları…Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının birlik, federasyon ve konfederasyon yönetim kurulu başkan ve üyeleri…

Köy ve mahalle muhtarları…Zabıtalar…Tarım satış kooperatifleri, tarım satış kooperatifleri birlikleri ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür ve yardımcıları…Bürokraside silahlananların bazıları bunlardı. Bu kadar değil tabi. Özel sektör de silahlanmış…Ticaret ve sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi odaları, deniz ticaret odaları, ziraat odaları ve ticaret borsaları yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile meclis üyeleri…Akaryakıt istasyonu sahipleri, istasyonlarda fiilen satış yapanlar…

En az elli sigortalı işçi çalıştıran patronlar…Yıllık satış tutarı (cirosu) veya yıllık vergi tutarı her yıl Bakanlıkça tespit edilecek miktara ulaşanlar, gerçek kişi tacirler ve anonim şirketlerin yönetim kurulu başkan ve üyeleri, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin idare ve temsilinden sorumlu ortakları… Bakanlıkça belirlenecek sözleşme bedeline ulaşan veya yapı, tesis, inşaat ve büyük onarım işleriyle fiilen ve bizzat uğraşan müteahhitler…Ve daha niceleri…

KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKMAK MI?

“Ateşli Silahlar Yönetmeliği”, görevleri doğrudan ya da dolaylı olarak ülkenin, şehirlerin, kurumların ya da birimlerin güvenliğini sağlamak olanların konumlarını da düzenliyor. Doğaldır, gereklidir. O nedenle görevleri güvelik olanları aktarmadım buraya. Ancak, kendisini veya makamını silahla koruması gerektiğine dair görev tanımında her hangi bir ibare, ya da ima bulunmayan devlet bürokrasisinin, neredeyse tamamının silahlanmasına olanak sağlanması, çok düşündürücü. Türk devleti böylesine acze mi düşürüldü ki, genel güvenlik görevlilerine, kurumların güvenlik görevlilerine, hatta makamlara tahsis ettirilen kimi yerdeki yüzlerce güvenlik görevlisi ya da koruma görevlilerine rağmen, bürokratların bizzat kendilerinin de silahlanmasını gerektirecek bir azciyet mi söz konusudur?Hal böyleyse, bürokrasi tepeden tırnağa bizzat silahlanmak zorunda kalmışsa, idarenin görevlerini yerine getirip getirmediğini sorgulamak gerekmez mi?Bu da yetmez, kendi can ve mal güvenliğinizi kendiniz koruyun demek olan bu durum, sistemin baştan aşağı çürüdüğünü göstermez mi?

DİĞERLERİ ÜVEY EVLAT MI?

Alt alta sıralandığı zaman, esas işi güvenlik olmayan milyonlarca insanın çeşitli makam ve görev tanımları ile silahlanmalarına izin verilirken, her gün çeşitli saldırı, gasp, taciz ve türlü tehlikelerle iç içe yaşayan vatandaşlara ne demeli? Onlar üvey evlat mıdır?

Bu soru bana ait değil?

Bu anlaşılmaz garabet sordurtuyor insana.

Bırakalım akşamı, gündüz bile huzurla sokakta yürüyemeyen kadın,Kasasındaki bin lira için alnına silah dayanan, belki de kurşunlanan esnaf, Hemen her gün şiddete uğrayan sağlık çalışanları,Ruhsatlı silah alabilecekler listesinde görmemek buruyor insanı.O zaman soruyor zihin. Sistemin üvey evlatları, bir de öz evlatları mı var? Belki de bazıları sadece öz de değil, has-özdürler?

Sahi böyle mi?

KİMSENİN SİLAHLANMASINA GEREK OLMAMALI

Jandarma Genel Komutanlığı 2020 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, 2019 yılında 13 bin 206 kişi, 2020 yılında ise 17 bin 751 kişi silah ruhsatı için başvuru yapmış.Sadece iki yılda 30 bin insan can güvenliğinden endişe etmiş de silahı bu sebeple istiyorsa, iktidar iflas etmiş, vatandaşını koruyamıyor demektir.Orduya, polise, bekçiye, yargıya ve hapishanelere rağmen eğer devlet bürokrasisi silahlanmaya gerek duyuyorsa, sistem baştan sona gözden geçirilmeli demektir. Ancak sorun bu kadar da değil.31 Ağustos 2021 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin Umut Vakfı’nın raporlarına dayanarak yaptığı haber, 20 milyondan fazla da ruhsatsız silahtan söz etmektedir. Bazı kaynaklar 25 milyona kadar vardırıyor ruhsatsız silah sayısını.Gerçek sayı 20 milyonun yarısı kadar bile olsa, durum çok ürkütücüdür. Neredeyse iki aileden birinde bir silah, her sekiz kişiden biri silahlı demektir bu.O halde bunca silahın satıcıları, yasa dışı olarak ülkeye sokanları da olmalıdır değil mi?Sahi, yıllardır silah kaçakçılığına dair basına yansıyan ciddi bir operasyon hatırlamıyor olmamız, yasa dışı silahlanmanın artık suç olarak görülmediğinden midir?Öyle değilse eğer, bunca bireysel silahlanma nasıl mümkün olabildi?

DEVLET, DEVLET OLMALIDIR

Bir yanda neredeyse baştan aşağı ruhsatlı silahlanmaya yönelen bir bürokrasi, öte yanda yasa dışı yollarla silahlanan milyonlar…Sizce de çivisi çıkmamış mı memleketin?Silah sadece, görevleri yasayla tanımlanmış güvenlik görevlilerinde olmalıdır. Başka da hiçbir ferdin ya da organın silahlanmasına gerek olmamalıdır, izin verilmemelidir.Vatandaşın güvenliğini sağlamak da devletin asli görevidir. Devlet devlet olmalı, vatandaşına sahip çıkmalı, kimsenin silahlanmasına gerek kalmamalı.Vatandaşa silahlanma izni vermek, ancak savaş hallerinde doğal karşılanabilir.Yönetmelikle 19 kez oynayarak silahlanma kapsamının sürekli genişletilmesi, sadece devlet idaresinde gösterilen acziyet değil, sorumsuzluktur da. Yönetmelik gözden geçirilmeli, silah ruhsatı, ancak görevleri gerektirenlerle sınırlandırılmalıdır.

Ruhsatsız silahlara göz yumulması ise, olacak iş değil. Yasa dışı bütün silahların toplanması, devleti yönetenlerin görevidir, asli sorumluluğudur.

Böyle bir düzen olamaz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.